|
BAHÇELİEVLER
FATİH
İLKÖĞRETİM
OKULU
Vizyonumuz
Eğitim sektöründe, Türkiye için dünya ile yarışmak.
Misyonumuz
Öğrencilerimizi; Atatürk ilke ve inkılâplarına, anayasada ifadesi bulunan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir.
Değerlerimiz
Fatih Eğitim Kurumları, temel değerlerini aşağıdaki gibi belirlemiştir:
KALİTE, ÇAĞDAŞLIK, GÜVENİLİRLİK, ORİJİNALLİK, BAĞLILIK VE TAKIM ÇALIŞMASI.
TEL: (212) 503 99 47 (pbx)
(212) 503 99 48 (pbx)
Adres: Kocasinan Merkez Mahallesi, Mahmutbey Yolu Tavukçu Sokak, No: 1
Ş.evler / Bahçelievler - İSTANBUL
Faks: (212) 653 42 47
TÜM ÖĞRETMENLERE SEVGİLERİMLE
-Mevlana Hazretlerinin bir sözüyle söyleşiye başlayayım Bizimle aynı dili konuşanlar değil,aynı duyguyu paylaşanlar gelsin yanımıza.
Sevmek birbirimize bakmak olmamalı,birlikte aynı noktaya bakmak olmalıdır.Sizin ve kurumunuzun hizmetlerinin devamını diler,tüm öğretmenlerimize saygılarımızı arz ederiz.
"Hiç Kızmayan" Öğretmenler İçin...
ÖĞRETMENLİK; mesleğini severek ve isteyerek yapan, gayretli, hoşgörülü, sabırlı ve idealist güzel insanların işi olsa gerek!
Öğretmenlik hiç kızmayan olmakla anlam kazanır!
Öğretmenlik, zevkli ve neşeli olduğu kadar zor ve zahmetli bir meslektir aynı zamanda... Öğretmenlik, hiç kızmayan öğretmen olmakla anlam kazanır. Sabırlı, hoşgörülü ve sonunda başaran olmak gerçek öğretmenliktir.
TÜM ÖĞRETMENLERİMİN 2006-2007 EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI KUTLAR,ELLERİNDEN ÖPERİM.
RESİM YAPMANIN ÖNEMİ ÜZERİNE
HER ORGAN FARKLI
BİR DUYGUYU YANSITIYOR
Çocuklarımızın resimlerine biraz daha dikkat edin,ne demek istediğini, iç dünyasını ve geleceğini tahmin edin.İşte resimlerdeki vücut sembollerinin anlamları:
Baş: Resimdeki çok büyük ya da çok küçük kafa, zihinsel bakımdan kendisini yetersiz gören çocuklar tarafından çizilir.Büyük kafa resimleri genellikle yetenekli ve başarılı olmak için arzu duyan çocuklarca çizilmektedir.
Ağız: Ağzın önemi,temel iletişim aracı olmasından kaynaklanıyor.Konuşma ve dil sorunu olan çocuklar,kalın çizgilerle büyük ağız resmi yapma yolunda giderler.
Gözler: Gözbebeği olmadan çizilen boş ve anlamsız gözler,görmeye bağlı öğrenme sorunu olan çocuklarca çizilir.
Ayaklar: Büyük ayakların çizilmesi,kendine güven duyma arzusunun simgesidir.
Burun: Astımlı çocuklar çoğunlukla solunum güçlüğünden kaynaklanan sorunları nedeniyle burunları büyük çizerler.
Kulaklar: Başkalarının kendileri hakkında konuştuklarını düşünen çocuklar, kulak figürlerini abartılı çizerler.
Dişler: İri çizilmiş dişler saldırganlığı ifade eder.Erkek(7 yaşında); anne,baba,ağabey ve kendisi…Anne dışında kimsenin yüzü yok.Çocuk annesinin dışında kimse tarafından sevilmediğini düşünüyor.
ÖĞRENCİLERDEN BEKLENEN DAVRANIŞLAR
İlköğretim Kurumları Yönetmeliği Madde 106 — Öğrencilerden;
a) Okula ve derslere düzenli devam etmeleri ve başarılı olmaları,
b) Bütün okul arkadaşlarının kendisi gibi Türk toplumunun ve Türkiye Cumhuriyetinin bir bireyi olduklarını unutmamaları, onur ve haklarına saygı göstermeleri,
c) Öğretmenlerine, okul yöneticilerine, görevlilere, arkadaşlarına ve çevresindeki kişilere karşı saygılı ve hoşgörülü davranmaları,
d) Doğru sözlü, dürüst olmaları, yalan söylememeleri,
e) İyi ve nazik tavırlı olmaları, kaba söz ve davranışlardan kaçınmaları,
f) Okulda yapılacak sosyal ve kültürel etkinliklere katılmaları,
g) Kitapları sevmeleri, korumaları, okuma alışkanlığı kazanmaları,
h) Çevrenin doğal ve tarihi güzelliklerini, sanat eserlerini korumaları ve onları geliştirmek için katkıda bulunmaları,
ı) İyi işler başarmak için çok çalışmaya ve zamana muhtaç olduklarını unutmamaları, geçen zamanın geri gelmeyeceğinin bilincinde olmaları,
i) Millet malını, okulunu ve eşyasını kendi öz malı gibi korumaları,
j) Sigara, içki ve diğer bağımlılık yapan maddeleri kullanmamaları ve bu maddelerin kullanıldığı ortamlardan uzak durmaları,
k) Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozan bölücü, yıkıcı, siyasî amaçlı etkinliklere katılmamaları, siyasî amaçlı sembol kullanmamaları, bunlarla ilgili amblem, afiş, rozet ve benzerlerini taşımamaları, bulundurmamaları ve dağıtmamaları, siyasî amaçlı davranışlarla okulun huzurunu bozmamaları,
l) Fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlerini millet, yurt ve insanlık için yararlı bir şekilde kullanmaları,
m) Atatürk İlke ve İnkılâplarına bağlı kalmaları, bunun aksi davranışlarda bulunmamaları,
n) Yasalara, yönetmeliklere ve toplumun etik kurallarına, millî, manevî ve kültürel değerlere uymaları,
beklenir.
OKULUN GÖZÜNDE AİLE
Ailenin başından savuşturduğu,çocuğu meşgul etme olarak görüldüğü yer: Şu okullar açılmasa!(Yaz tatilinin bitmesini arzu etmeyen öğretmenin duası)
Aileler çocuklarıyla hiç ilgilenmiyor hatta veli toplantısına da gelmiyor
Ailede terbiye yok.terbiye verilmeden okula gönderilen çocuklar okulun ortamını bozuyorlar
Aileler çocuklarının ev ödevlerine yardım edeceklerine başlarını TV izlemekten kaldırmıyor
Ne yapayım,her sınıfta ortalama 50 öğrenci var.Bir dersin süresi 40 dk.Hangi öğrenciyle ilgileneyim.
BİLİM DÜNYASININ BAŞARILI KADINLARI...
Diğer birçok alanda olduğu gibi bilim dünyasında da geçmişte hep erkekler egemen olmuştur. Einstein, Newton veya da Vinci isimlerini eminiz hepiniz biliyorsunuzdur. Peki ya Ada Lovelace? Ya da İrene Curie veya Sophie Germain size hiç tanıdık geliyor mu? Ünlü fizikçi Marie Curie gibi istisna bilim kadınları dışında birçokları hep gizli kalmıştır.
Kadın araştırmacılar, genelde erkek meslektaşlarının kıskançlığı ve çekememezliği yüzünden yeteneklerini topluma açıklama olanağını bulamamıştır. Kadınlar erkekler tarafından, akıl ve bilim dünyası için yetersiz ve histerik bulunuyordu. Bilim alanında başarılı olan kadınların erkek meslektaşları tarafından engellenmesi olağan durumlardı. Erkeklerin kendilerini üstün görme alışkanlıkları ne yazık ki günümüzde bile sürmekte.
Şairin matematikçi kızı
Geçmişte bilimsel meraklarını sürdürmek isteyen bazı kadınlar ilginç yöntemlere baş vuruyorlardı. Mesela 1776 yılında doğan matematikçi Sophie Germain de bunlardan biriydi. Germain bir erkek ismi kullanarak ünlü matematikçi Carl Friedrich Gauss ile mektuplaşarak bilgi alışverişinde bulunmaya başarmıştı.
Bilgisayar çağının öncülerinden biri olan Ada Countess of Lovelace'nin adını duyan var mı acaba? İngiliz şair Lord Byron'un kızı olan Ada, matematikle ilgileniyordu ve "Analytical Engine" olarak adlandırılan ilk bilgisayarın geliştirilmesinde Charles Babbage ile birlikte çalışmıştı. Programlamanın temellerini geliştiren bu kadın matematikçi, bilgisayar teknolojisindeki yaşanan gelişmeler sayesinde bir gün bilgisayarla müzik bestelenebileceğini ya da resim yapılabileceğini öncelemişti. Program dili "Ada" işte bu yüzden matematikçinin ismiyle anılmakta.
Genetikçe Franklin
Neredeyse tümüyle unutulan diğer bir bilim kadını da DNA yapısının asıl buluşçusu olan Rosalind Franklin'dir. Franklin'in uzmanlık alanı katı maddeleri röntgen ışığıyla incelemekti. Kalıtım molekülü DNA'nın yapısı hakkında kesin öncelemelerde bulunmasına rağmen, kaynaklarda adı neredeyse hiç geçmez bile ve bağımsız olarak araştırarak önemli bilgilere ulaşmasına rağmen genelde hep erkek bilim adamlarının asistanı (yardımcısı) olarak tanıtılmakta.
Alman kadın fizikçi Lise Meitner, çekirdek füzyonu kavramını ortaya atan ve çekirdek bölünmesi için teorik temelleri sunan başarılı bir fizikçiydi. Otto Hahn ve Max Planck gibi ünlü bilim adamlarıyla birlikte çalışan Meitner, Albert Einstein ve Marie Curie gibi ünlü bilim insanlarıyla da görüşüyordu. Bir pasifist olan Meitner, atom bombasının üretimine karşı çıkmıştı. Olağanüstü başarılarına rağmen ne fizik ne de kimya alanında ödüllendirilmemiştir. Fakat birlikte çalışmış olduğu fizikçi Otto Hahn, 1944 yılında Fizik Nobel ödülüne layık görülmüştü.
Ülkemiz bilim kadınları
Ülkemizde kadınlar ilk kez Cumhuriyet döneminde Atatürk sayesinde bilim dünyasına adım atabildiler. Çünkü daha önce kadınların üniversiteye gitme şansları yoktu. İlk bilim kadınlarımızın birçoğu da cumhuriyetten önce eğitimlerini yurtdışında sürdürmüşlerdir.
İlk kadın kimyageri Remziye Hisar, Fransa'da Sorbonne Üniversitesi'nde Marie Curie'nin ders verdiği dönemlerde okudu ve kendi alanında Türkçe ve Fransızca kitaplar yayımladı. İlk Türk kadın doktor Safiye Ali ise eğitimini 1921 yılında Almanya'da tamamlamıştır. Güzide Lütfü 1928 yılında İstanbul Barosu'na 1127 sicil numarasıyla kayıt olan ilk kadın avukat idi. Ve hepinizin bildiği gibi Sabiha Gökçen hem Türkiye'nin hem de dünyanın ilk kadın savaş pilotuydu.
"Bir şeyi bilmek ayrı, bildiğini uygulayabilmek ayrı bir şeydir. Bilgiye sahip olmak ayrı, bilgeliğe sahip olmak ayrı bir şeydir. Bilgelik, uygulamaya konmuş bilgidir. N. DONALD WALSCH"
|