aysekubrataktak.sitemynet.com
bayrak1.gif

AYŞE KÜBRA TAKTAK
BİRAZ GÜLELİM
HÂLÂ AFYON KAYMAĞI YEMEDİNİZ Mİ
OKUMANIZI ÖNERDİĞİM KİTAPLAR
DÜŞÜNDÜREN ÖYKÜLER
İZCİ ŞENDİR ARKADAŞ

AYŞE KÜBRA TAKTAK


text_welcome_51.gif

MAVI KURDELE

New York'ta yaşayan bir öğretmen, Lise son sınıftaki öğrencilerinin "diğer insanlardan farklı özelliklerini" vurgulayarak onurlandırmaya karar vermiştir. California'dan, Helice Bridges tarafından geliştirilmiş süreci kullanarak, her bir öğrencisini teker teker tahtaya kaldırır. İlk önce öğrencilere sınıf ve kendisi için ne kadar özel ne kadar özel olduklarını belirtir. Sonra her birine üzerinde altın harflerle "Siz çok önemlisiniz" yazılı birer mavi kurdele verir.Daha sonra kabul görmenin toplum üzerinde ne gibi etkileri olacağını anlayabilmek amacıyla sınıfına bir proje yaptırmaya karar verir.Her bir öğrencisine üçer tane daha kurdele verip, onlardan bu töreni gerçek dünyada devam ettirmelerini ister. Öğrenciler, daha sonra sonuçları takip edecek, kimin kimi onurlandırdığını tespit edecek ve bir hafta boyunca sınıfa bilgi vereceklerdir.
Çocuklardan biri, gelecekteki kariyer çalışmaları için kendisine yardımcı olan yakınlarındaki bir şirketin üst düzey görevlisini onurlandırmış, adamın yakasına mavi kurdeleyi iliştirmişti. Ardından, iki tane daha kurdele vermiş ve;
"Sınıfça bu konuda bir projemiz var. Sizden onurlandırmanız için birini bulmanızı istiyoruz.

Onurlandırdığınız insanlara ekstra kurdele de verin. Böylece onlar da bu projenin devam etmesi için başkalarını bulabilirler. Daha sonra, lütfen bana ne olduğu konusunda bilgi verin" diye rica etti. O gün üst yönetici, suratsız biri olarak bilinen patronunun yanına gitmeye karar verdi. Patronun odasına girdi ve onun "iş dünyasında bir deha olduğundan ötürü" onu takdir edip örnek aldığını söyledi. Bu mavi kurdeleyi yakasına takması için izin verip vermeyeceğini sordu? Şaşkına dönen patron;
" Tabi ki " şeklinde cevap verdi.Yönetici mavi kurdeleyi, patronun tam kalbinin üstüne, ceketine iliştirdi. Ekstra kurdeleyi verirken de;
"Bana bir iyilik yapar mısınız?... Siz de bu kurdeleyi onurlandırmak istediğiniz birine verir misiniz?...Bunu bana veren çocuk, okulda bir proje yaptıklarını söyledi. Bu kabul görme töreninin devam etmesi gerekiyormuş. Böylece "bunun, insanları nasıl etkilediğini belirleyeceklermiş..." dedi...
O gece patron evine geldiğinde, on dört yaşındaki oğlunun yanına oturdu. "Bugün inanılmaz bir şey oldu" dedi. "Ofisteydim. Üst düzey yöneticilerimden biri içeri geldi, bana hayran olduğunu söyleyip, "iş dünyasında bu kadar başarılı olduğum için" göğsüme bu kurdeleyi iliştirdi... Bir hayal etmeye çalış... Benim bir dahi olduğumu düşünüyor... "Siz çok önemlisiniz" yazılı bu kurdeleyi tam göğsümün üstüne taktı. Bana ekstra bir kurdele verdi ve onurlandıracak başka birini bulmamı istedi. Arabayla eve gelirken, bu mavi kurdeleyle kimi onurlandırabileceğimi düşündüm ve aklıma sen geldin... Ben "seni" onurlandırmak istiyorum. Günlerim aşırı yorucu geçiyor. Eve gelince sana pek ilgi gösteremiyorum. Bazen derslerden aldığın notları beğenmeyince veya odanı toparlamayınca sana bağırıp çağırıyorum... Oysa bu gece bir şekilde buraya oturup, sana benim için ne kadar farklı ve özel olduğunu söylemek istedim. Annen gibi sen de benim hayatımdaki en önemli insansın. Sen mükemmel bir çocuksun. "Seni
seviyorum" diye devam etti...
Şaşkına dönen çocuk ağlamaya başlamıştı... Bütün vücudu titriyordu... Başını kaldırdı, gözleri yaş içinde babasına baktı, ve:
"Yarın intihar edecektim baba" dedi... "Baba, ben senin... çünkü ben senin... beni hiç sevmediğini... beni hiç önemsemediğini düşünüyordum... Ama artık her şey çok farklı. Sen baba, şu an... oğlunun hayatını kurtardın!..."
Sizin de sevginizi duymak, hissetmek isteyen insanların var olduğunu sakın unutmayın




Bunun benzerini TV5 Kahve Bahane Programı vardı Dr.Senai Demirci Beyin. Bu güzel insan konuklarına siz benim için değerlisiniz diyor ve bir mavi kurdele takıyordu.Sonra iki kurdelede size veriyor ve arkasından soruyordu:Sizin değerli kişi kim? Konuklardan eşlerini diyenler çoktu.Cevabı alan Senai Bey kurdelenin birini eşine takmasını ve takarken Sen benim için değerlisin denmesini istiyordu.Diğer kurdeleyi de eşine vermesini istiyordu.Eş de a kendi için değerli bir kişiye aynı cümleleri söyleyerek takmalıydık.Bir programına biz de konuk olduk.Ben ilk kurdeleyi eşime verdim.Eşim de bizi stüdyoya getiren kardeşim İsa'ya.Kurdeleyi taktı İsa 'nın yakasına o sihirli gizemli cümleleri söyleyerek.Siz de evde kurdele takma işini başlatarak çocuğunuza takın.Zincirleme saadet halkası sarsın tün erdem toplumunu.

(Taktak,Nedim (2006) Aranızda Ders Çalışmayı Sevmeyen Var Mı.Timaş Yay.İstanbul)

23nisan.jpg

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Etkinlikleri

ÇOCUKLAR YAYINEVİNDE GÖREVİ DEVRALDI!

Timaş Yayınları, 23 Nisan Çocuk Bayramı etkinlikleri münasebetiyle yönetimini geçici olarak çocuklara devretti. Dün Timaş Yayınları'nın Cağaloğlu'ndaki merkez binasında sembolik olarak yönetime geçen Ahmet Kabaklı İlköğretim Okulu öğrencileri anlamlı mesajlar verdi.
ANLAŞIP KİTAP ÇIKARDILAR

Yazar olarak hazırladığı şiir kitabını yayınlamak isteyen Kübra Yıldız adlı öğrenci, sembolik olarak Timaş yönetimine geçen Editör Zeynep Gözen, Genel Yayın Yönetmeni Onurcan Bayrak ve satış sorumlusu Ayşe Kübra ile görüşüp, anlaştı. Bir kitabın hangi aşamalardan geçerek hazırlandığını uygulamalı olarak gören çocuklar, kitap yayınlamanın zor olduğunu söylediler.

KEŞKE IRAKLI ÇOCUKLAR DA
BURDA OLSAYDI

Mizansen sonrası basın mensuplarıyla sohbet eden çocuklar, anlamlı mesajlar verdiler. Bir günlüğüne oturdukları koltuklarda olsalar nasıl bir yayıncılık yapacaklarının cevaplarını veren çocuklar, görmek istedikleri yayınevinin portresini çizdiler. Yazar, editör, yayın yönetmeni ve genel müdür olmanın ne demek olduğunu öğrenen çocuklar, daha önceden, okudukları bir kitabın bu kadar uzun aşamalardan geçerek hazırladıklarını bilmediklerini söylediler. Yayıncılığın mutfağını gören çocuklardan Kübra Yıldız, ilerde yazar olmak istediğini ve kitap yazmak istediğini söyledi. Yıldız bir soru üzerine, Dünya çocuk bayramında birçok çocuk savaşta ve Irak'taki çocuklar da savaşta. Keşke onlar da burada olsalardı. Şimdi bu bayram tam olarak içimize sinmeyecek, buruk geçecek dedi.

alk__.gif

kalpgul8562.gif

AİLENİN GÖZÜNDE OKUL
1-Çocuğu meşgul eden bir kurum. “Şu okullar açılsa da sizden bir kurtulsam!”(Yaz tatilinde evde yaramazlık yapıldığı zaman annelerin duası)
2-Okul iyi öğretmiyor,öğretmenler çocuğumla yeterince ilgilenmiyor
3-Okulda disiplin yok,çocuklar başıboş yetişiyor.Çocuğum çetelere girecek diye korkuyorum.
4-Öğretmenler çok ödev veriyor.Çocuğum her akşam ödev yapmaktan yoruluyor.
5-Öğretmenler çocuğumla bire bir ilgilenmiyor

069zn0km.gif

ÇOKLU ZEKAYA DÜNYADAN ÖRNEK
Kolada Sinek
Değişik ülkelerden gelişmiş insanlar; masaya oturup kola ısmarlar

Kolalar gelince bakarlar ki,
bardaklarında karasinek var;

İsveçli; aynı bardakta yeni kola getirmesini ister

İngiliz; yeni bardakta yeni kola ister

Finlandiyalı; sineği bardaktan alır ve kolayı içer

Rus; kolayı sinekle içer

Çinli; sineği yer ve kolayı içmez

Yahudi; sineği yakalar ve Çinli'yesatar

Yunanlı; kolanın 2/3ünü içer ve yeni kola ister

Norveçli; sineği yakalar ve yem olarak kullanarak balığa çıkar

İrlandalı; sineği ezerek kolaya karıştırır ve İngilize satar

Amerikalı; lokantaya tazminat davası açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder
TÜRK;başka gören yoksa ses çıkarmaz, varsa olayı şiddetle kınar

(Yeni Eğitim Dergisi'nden alınmıştır.)

fggxn1.gif

Anket

Hiç Kızmayan Öğretmen olur mu?
Omaz
Olur
Hiç fikrim yok1

Unutmayın sayfanızda devamlı yeni bilgiler vermelisiniz ki ziyaretçileriniz her geldiklerinde yeni birşeyler bulabilsin, sitenizin ziyaretçi sayısı artsın.

garfcicek95.gif

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:

Niye ALO deriz?
Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo´dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell´in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo´dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell´i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell´i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell´in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı. Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.

(Kaynak:Bütün Dünya, Şubat 2000 sayısı)

mahkeme-karari.jpg

bahcelievler_galeri_genel.jpg

BAHÇELİEVLER
FATİH
İLKÖĞRETİM
OKULU
Vizyonumuz
Eğitim sektöründe, Türkiye için dünya ile yarışmak.
Misyonumuz
Öğrencilerimizi; Atatürk ilke ve inkılâplarına, anayasada ifadesi bulunan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir.

Değerlerimiz
Fatih Eğitim Kurumları, temel değerlerini aşağıdaki gibi belirlemiştir:
KALİTE, ÇAĞDAŞLIK, GÜVENİLİRLİK, ORİJİNALLİK, BAĞLILIK VE TAKIM ÇALIŞMASI.
TEL: (212) 503 99 47 (pbx)
(212) 503 99 48 (pbx)

Adres: Kocasinan Merkez Mahallesi, Mahmutbey Yolu Tavukçu Sokak, No: 1

Ş.evler / Bahçelievler - İSTANBUL
Faks: (212) 653 42 47

14885.gif

TÜM ÖĞRETMENLERE SEVGİLERİMLE
-Mevlana Hazretlerinin bir sözüyle söyleşiye başlayayım Bizimle aynı dili konuşanlar değil,aynı duyguyu paylaşanlar gelsin yanımıza.
Sevmek birbirimize bakmak olmamalı,birlikte aynı noktaya bakmak olmalıdır.Sizin ve kurumunuzun hizmetlerinin devamını diler,tüm öğretmenlerimize saygılarımızı arz ederiz.
"Hiç Kızmayan" Öğretmenler İçin...
ÖĞRETMENLİK; mesleğini severek ve isteyerek yapan, gayretli, hoşgörülü, sabırlı ve idealist güzel insanların işi olsa gerek!
Öğretmenlik hiç kızmayan olmakla anlam kazanır!
Öğretmenlik, zevkli ve neşeli olduğu kadar zor ve zahmetli bir meslektir aynı zamanda... Öğretmenlik, hiç kızmayan öğretmen olmakla anlam kazanır. Sabırlı, hoşgörülü ve sonunda başaran olmak gerçek öğretmenliktir.
TÜM ÖĞRETMENLERİMİN 2006-2007 EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI KUTLAR,ELLERİNDEN ÖPERİM.

bebe372vb.gif

RESİM YAPMANIN ÖNEMİ ÜZERİNE
HER ORGAN FARKLI
BİR DUYGUYU YANSITIYOR
Çocuklarımızın resimlerine biraz daha dikkat edin,ne demek istediğini, iç dünyasını ve geleceğini tahmin edin.İşte resimlerdeki vücut sembollerinin anlamları:
Baş: Resimdeki çok büyük ya da çok küçük kafa, zihinsel bakımdan kendisini yetersiz gören çocuklar tarafından çizilir.Büyük kafa resimleri genellikle yetenekli ve başarılı olmak için arzu duyan çocuklarca çizilmektedir.

Ağız: Ağzın önemi,temel iletişim aracı olmasından kaynaklanıyor.Konuşma ve dil sorunu olan çocuklar,kalın çizgilerle büyük ağız resmi yapma yolunda giderler.

Gözler: Gözbebeği olmadan çizilen boş ve anlamsız gözler,görmeye bağlı öğrenme sorunu olan çocuklarca çizilir.

Ayaklar: Büyük ayakların çizilmesi,kendine güven duyma arzusunun simgesidir.

Burun: Astımlı çocuklar çoğunlukla solunum güçlüğünden kaynaklanan sorunları nedeniyle burunları büyük çizerler.

Kulaklar: Başkalarının kendileri hakkında konuştuklarını düşünen çocuklar, kulak figürlerini abartılı çizerler.

Dişler: İri çizilmiş dişler saldırganlığı ifade eder.Erkek(7 yaşında); anne,baba,ağabey ve kendisi…Anne dışında kimsenin yüzü yok.Çocuk annesinin dışında kimse tarafından sevilmediğini düşünüyor.

do.gif

ÖĞRENCİLERDEN BEKLENEN DAVRANIŞLAR
İlköğretim Kurumları Yönetmeliği Madde 106 — Öğrencilerden;
a) Okula ve derslere düzenli devam etmeleri ve başarılı olmaları,

b) Bütün okul arkadaşlarının kendisi gibi Türk toplumunun ve Türkiye Cumhuriyetinin bir bireyi olduklarını unutmamaları, onur ve haklarına saygı göstermeleri,

c) Öğretmenlerine, okul yöneticilerine, görevlilere, arkadaşlarına ve çevresindeki kişilere karşı saygılı ve hoşgörülü davranmaları,

d) Doğru sözlü, dürüst olmaları, yalan söylememeleri,

e) İyi ve nazik tavırlı olmaları, kaba söz ve davranışlardan kaçınmaları,

f) Okulda yapılacak sosyal ve kültürel etkinliklere katılmaları,

g) Kitapları sevmeleri, korumaları, okuma alışkanlığı kazanmaları,

h) Çevrenin doğal ve tarihi güzelliklerini, sanat eserlerini korumaları ve onları geliştirmek için katkıda bulunmaları,

ı) İyi işler başarmak için çok çalışmaya ve zamana muhtaç olduklarını unutmamaları, geçen zamanın geri gelmeyeceğinin bilincinde olmaları,

i) Millet malını, okulunu ve eşyasını kendi öz malı gibi korumaları,

j) Sigara, içki ve diğer bağımlılık yapan maddeleri kullanmamaları ve bu maddelerin kullanıldığı ortamlardan uzak durmaları,

k) Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozan bölücü, yıkıcı, siyasî amaçlı etkinliklere katılmamaları, siyasî amaçlı sembol kullanmamaları, bunlarla ilgili amblem, afiş, rozet ve benzerlerini taşımamaları, bulundurmamaları ve dağıtmamaları, siyasî amaçlı davranışlarla okulun huzurunu bozmamaları,

l) Fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlerini millet, yurt ve insanlık için yararlı bir şekilde kullanmaları,
m) Atatürk İlke ve İnkılâplarına bağlı kalmaları, bunun aksi davranışlarda bulunmamaları,

n) Yasalara, yönetmeliklere ve toplumun etik kurallarına, millî, manevî ve kültürel değerlere uymaları,

beklenir.

m_07.jpg

OKULUN GÖZÜNDE AİLE
Ailenin başından savuşturduğu,çocuğu meşgul etme olarak görüldüğü yer: Şu okullar açılmasa!(Yaz tatilinin bitmesini arzu etmeyen öğretmenin duası)
Aileler çocuklarıyla hiç ilgilenmiyor hatta veli toplantısına da gelmiyor
Ailede terbiye yok.terbiye verilmeden okula gönderilen çocuklar okulun ortamını bozuyorlar
Aileler çocuklarının ev ödevlerine yardım edeceklerine başlarını TV izlemekten kaldırmıyor
Ne yapayım,her sınıfta ortalama 50 öğrenci var.Bir dersin süresi 40 dk.Hangi öğrenciyle ilgileneyim.

BİLİM DÜNYASININ BAŞARILI KADINLARI...

Diğer birçok alanda olduğu gibi bilim dünyasında da geçmişte hep erkekler egemen olmuştur. Einstein, Newton veya da Vinci isimlerini eminiz hepiniz biliyorsunuzdur. Peki ya Ada Lovelace? Ya da İrene Curie veya Sophie Germain size hiç tanıdık geliyor mu? Ünlü fizikçi Marie Curie gibi istisna bilim kadınları dışında birçokları hep gizli kalmıştır.

Kadın araştırmacılar, genelde erkek meslektaşlarının kıskançlığı ve çekememezliği yüzünden yeteneklerini topluma açıklama olanağını bulamamıştır. Kadınlar erkekler tarafından, akıl ve bilim dünyası için yetersiz ve histerik bulunuyordu. Bilim alanında başarılı olan kadınların erkek meslektaşları tarafından engellenmesi olağan durumlardı. Erkeklerin kendilerini üstün görme alışkanlıkları ne yazık ki günümüzde bile sürmekte.

Şairin matematikçi kızı

Geçmişte bilimsel meraklarını sürdürmek isteyen bazı kadınlar ilginç yöntemlere baş vuruyorlardı. Mesela 1776 yılında doğan matematikçi Sophie Germain de bunlardan biriydi. Germain bir erkek ismi kullanarak ünlü matematikçi Carl Friedrich Gauss ile mektuplaşarak bilgi alışverişinde bulunmaya başarmıştı.

Bilgisayar çağının öncülerinden biri olan Ada Countess of Lovelace'nin adını duyan var mı acaba? İngiliz şair Lord Byron'un kızı olan Ada, matematikle ilgileniyordu ve "Analytical Engine" olarak adlandırılan ilk bilgisayarın geliştirilmesinde Charles Babbage ile birlikte çalışmıştı. Programlamanın temellerini geliştiren bu kadın matematikçi, bilgisayar teknolojisindeki yaşanan gelişmeler sayesinde bir gün bilgisayarla müzik bestelenebileceğini ya da resim yapılabileceğini öncelemişti. Program dili "Ada" işte bu yüzden matematikçinin ismiyle anılmakta.

Genetikçe Franklin

Neredeyse tümüyle unutulan diğer bir bilim kadını da DNA yapısının asıl buluşçusu olan Rosalind Franklin'dir. Franklin'in uzmanlık alanı katı maddeleri röntgen ışığıyla incelemekti. Kalıtım molekülü DNA'nın yapısı hakkında kesin öncelemelerde bulunmasına rağmen, kaynaklarda adı neredeyse hiç geçmez bile ve bağımsız olarak araştırarak önemli bilgilere ulaşmasına rağmen genelde hep erkek bilim adamlarının asistanı (yardımcısı) olarak tanıtılmakta.

Alman kadın fizikçi Lise Meitner, çekirdek füzyonu kavramını ortaya atan ve çekirdek bölünmesi için teorik temelleri sunan başarılı bir fizikçiydi. Otto Hahn ve Max Planck gibi ünlü bilim adamlarıyla birlikte çalışan Meitner, Albert Einstein ve Marie Curie gibi ünlü bilim insanlarıyla da görüşüyordu. Bir pasifist olan Meitner, atom bombasının üretimine karşı çıkmıştı. Olağanüstü başarılarına rağmen ne fizik ne de kimya alanında ödüllendirilmemiştir. Fakat birlikte çalışmış olduğu fizikçi Otto Hahn, 1944 yılında Fizik Nobel ödülüne layık görülmüştü.

Ülkemiz bilim kadınları

Ülkemizde kadınlar ilk kez Cumhuriyet döneminde Atatürk sayesinde bilim dünyasına adım atabildiler. Çünkü daha önce kadınların üniversiteye gitme şansları yoktu. İlk bilim kadınlarımızın birçoğu da cumhuriyetten önce eğitimlerini yurtdışında sürdürmüşlerdir.

İlk kadın kimyageri Remziye Hisar, Fransa'da Sorbonne Üniversitesi'nde Marie Curie'nin ders verdiği dönemlerde okudu ve kendi alanında Türkçe ve Fransızca kitaplar yayımladı. İlk Türk kadın doktor Safiye Ali ise eğitimini 1921 yılında Almanya'da tamamlamıştır. Güzide Lütfü 1928 yılında İstanbul Barosu'na 1127 sicil numarasıyla kayıt olan ilk kadın avukat idi. Ve hepinizin bildiği gibi Sabiha Gökçen hem Türkiye'nin hem de dünyanın ilk kadın savaş pilotuydu.

"Bir şeyi bilmek ayrı, bildiğini uygulayabilmek ayrı bir şeydir. Bilgiye sahip olmak ayrı, bilgeliğe sahip olmak ayrı bir şeydir. Bilgelik, uygulamaya konmuş bilgidir. N. DONALD WALSCH"


aysekubrataktak@mynet.com

Akillı Don Kişot uygun rüzgarı bekler. S.LEC